Güneydoğu Anadolu’nun köklü medeniyet buluşma noktası olan Kilis, ezber bozan tarihi yapıları ve kültürel miraslarıyla adeta bir açık hava müzesini andırıyor. Bu eşsiz mirasın en kıymetli yapı taşlarından biri olan Kilis Mevlevihanesi (halk arasında bilinen adıyla Ak Tekke), yüzyıllardır kentin kalbinde hoşgörünün ve maneviyatın ocağı olmaya devam ediyor.
Canbolad Bey’in Mirası ve Tarihi Önemi
Türkiye sınırları içerisinde ayakta kalabilen nadir mevlevihanelerden biri olan bu tarihi yapı, 16. yüzyılda Kilis Sancak Beyi Canbolad Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Tarih boyunca Antep, Halep ve Hicaz yollarının kesişim noktasında yer alan bir menzil zaviyesi ve ilim merkezi olarak kritik bir köprü görev üstlenen yapı, Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde de övgüyle söz edilen müstesna duraklar arasındadır.
“Ak Tekke” Adını Nerden Alıyor?
Zaman içinde diğer bölümleri yıkılsa da ihtişamlı semahanesi günümüze kadar ulaşmayı başaran Mevlevihane; kesme sarımtırak ve beyaz taşların muazzam uyumu nedeniyle Kilis halkı tarafından sevgiyle “Ak Tekke” olarak anılmaktadır. Mimarisindeki zarif işçilik, renkli taş detayları ve aydınlık yapısıyla dikkat çeken mekan, bugün cami/mescit işleviyle hem ibadet etmek isteyenleri hem de inanç turizmi kapsamında kenti ziyaret eden gezginleri ağırlamaktadır.
Kilis’in taş sokakları arasında Mevlana’nın “Ne olursan ol yine gel” felsefesini yaşatan Ak Tekke, geçmişin huzur veren ney sesini ve tasavvuf iklimini bugünün Kilis sofralarına ve insanına taşımayı sürdürüyor.